Tarih : 2008-04-10 12:28:54 | Okunma : 955
Sadece çizgi filmini izlemiş de olsanız, sadece filmlerinden biliyor da olsanız, ilk oyunu bitirmek için sosyal hayatınızı bitirmiş de olsanız yeni X-Men’e bayılacaksınız. Zaten bunların hiçbirini yapmadıysanız burada işiniz ne?
X-Men’in (bizce) Marvel’ın en şahane serisi olmasının iki sebebi var. Alt metin filan deyip şımarıklık yapmak istemiyoruz ama bütün o aksiyonun arkasında dışlanmış olmakla ilgili şahane bir alt metin var, ilk sebep bu. İkinci sebep de özellikle çizgi romanda envai çeşit karakter olması, hikâyenin hep aynı kişi üzerinde dönmemesi. Çizgi roman bu yüzden şahanedir. Filmleri bu yüzden şahanedir. Eh, nereye varmaya çalıştığımızı anladınız sanırız, Legends serisinin ilk oyunu da bu yüzden şahaneydi. Peki bu yazının konusu, “X-Men Legends II: Rise of the Apocalypse”, o nasıl? Süper kahraman çizgi filmlerinin en şahanelerinden olan X-Men’in, bizde yayınlanan kanal tarafından günü geçmiş süt muamelesi görüp sürekli arka raflara iteklenmesinden bıktıysanız istediğiniz zaman oynayabileceğiniz bir X-Men oyununuz olması size yeterince harika geliyordur.
İşler öyle değil ama “Legends”e kadar X-men oyunları genellikle hayal kırıklığı yarattı, yani gerçekten harika değillerdi. Bu serinin ilk oyunu ile o vasat hengâme sona ermişti. İkinci oyun da ilk oyunun kalitesinde.
İlk “Legends” oyunu sadece konsolda çıkmıştı, “Legends II”nin PC versiyonu da var, bu yazının kahramanı da işte o. Bu oyun, karakterleri, hikâyesi ve hatta seslendirmesi ile bize çizgi seriyi hatırlattı. Bu durum zaten baştan bir artı puan, oynanışı sırasında da nefesi yarım saatte tükenmeyince iyice keyiflendik, “işte X-Men oyunu böyle olmalı” dedik. Bu oyunun ilk oyundan en ciddi farkı şu, X-Men’lerden (elbette Wolverine, Cyclops ve Storm) ve Magneto’nun kötü takımından (tercihen Magneto, Mystique, Juggernaut ve Sabertooth) istediğiniz karakterleri tek takım altında toplayabiliyorsunuz, çünkü ortalıkta mücadele etmeniz gereken daha kötü bir adam var. Şimdi söyleyin, bu gerçekten harika bir fikir değilse ne?
Hikaye, X-Men’e aşina olmayanları bile saracak kalitede. X-Men’i az buçuk tanıyanlar Magneto’nun pijama partisine çağıracağınız türden biri olmadığını bilirler. Yeni kötü adam Apocalypse ise ondan da beter. Düşünün yani, Magneto’nun uslu durmasına neden olacak kadar kötü. Daha beter olmak gibi de bir niyeti var.
Daha beter olmak için bulduğu yol ise kaçırdığı dört mutantın güçlerini iç etmek. Magneto’nun bu seferlik bizim tarafımızda olmasının sebebi bu, kaçırılan mutantlardan biri Magneto’nun oğlu Quicksilver. Aynen çizgi filmin iyi bir bölümü gibi bu hikâyede de makul miktarda beklenmedik gelişme var. “Kötü bölümü mü vardı ki” diyenleri duyar gibiyiz.
15 farklı mutanttan bir takım oluşturmanın, mavi tişörtlerle kırmızı pantolonları kombin yapmak dışında faydaları da var. Oynadığınız dört karakter, bir süre sonra diğerlerine göre gözle görülür miktarda daha yetenekli oluyor, sürekli karakter değiştirmezseniz bir süre sonra takımınızı bozmanız size dezavantaj olarak geri dönüyor. Bu başta kötü gibi görünse de aslında iyi yanları da var, farklı takımlar kurup oyunu tekrar farklı bir oyunmuş gibi oynayabilme imkanı örneğin... Pantolonlara gelince, oyun sırasında açtığınız skinlerle onları değiştirmek de mümkün.