Tarih : 2008-04-10 12:28:40 | Okunma : 170
“X-Men: The Official Game” ile en sevdiğiniz mutantlar geri dönüyor. Öylesine söylemiyoruz; eğer bir X-Men hayranıysanız “The Last Stand”de gözlerinizin mutlaka ama boşu boşuna aradığı Nightcrawler, neyse ki üçüncü filmi destekler nitelikteki oyunda var.
“X-Men: The Official Game”i (TOG) önce Wolverine, sonra Nightcrawler, sonunda da Iceman olarak oynuyorsunuz. TOG, “The Last Stand”den hemen önce geçiyor, bir başka deyişle filmden önceki olayları şöyle bir özetliyor. Kontrol edebileceğiniz X-Men, tonlarca aksiyon olanağı, sinema filmi lezzetiyle hazırlanmış grafikler ve kolay kontrolleri ile TOG, filmden aldığınız lezzeti devam ettirmeye çalışıyor ama böyle büyük bir iddiayı gerçekleştirmek öyle çok kolay değil.
Öncelikle ikinci ve üçüncü film arasında kalmış hikâyenin, misal vermek gerekirse Star Wars veya Matrix evrenlerindeki film dışı hikâyeler kadar çarpıcı olmadığını söylemek gerek. Oyun sırasında da hikâye aksiyonun arasına fazlaca sıkışmış gibi, başarmanız gereken görevler sırasında asıl hikâye aklınıza gelmiyor bile. Elde çok şık bir hikâye olmayınca ne yapılır, çok sıkı, aksiyondan baş kaldırtmayan bir oyun yapılır elbette. TOG, bunu yapmaya yaklaşmış ama sanki filmden önce yetişecek diye aceleye gelmiş (“sanki”si fazla, belli ki öyle olmuş). Sonuç; tanıdık olmakla yenilikçi olmak arasında bir yere sıkışıvermiş, bütün görevler zevkli ama birbirine benzer olmuş. Son olarak Profesör X’i de Patrick Stewart seslendiriyor, geri kalan karakterler orijinal oyuncuları tarafından seslendirilmemiş ve laf aramızda pek de iyi değiller.
Üç mutantın birbirlerinden farklı özellikleri var. Wolverine’in pençelerine aşinayız, ayrıca sinirlenince ekstra güç kazanıyor. Nightcrawler ise görüş alanı içerisindeki herhangi bir yere kendini teleport edebiliyor. Bu sayede bayağı akrobatik hareketler yapabiliyor. Ayrıca kendi kendini yenilerken saklanabiliyor. Wolverine’in ise bir köşede gizlenip soluklanması gerekiyor. Iceman ise bir buzboard ile havada kendi yaptığı buzlar üzerinde kayıyor ve kendi kendini iyileştiriyor. Iceman’in bu kendi kendini iyileştirme hikâyesi film için uydurulmuş, yoksa çizgi filmden çizgi romana kadar türlü türlü takip ettiğimiz X-men’de daha önce böyle bir yeteneği olduğunu hiç görmedik. Sürekli hareket halinde olduğu için, kötü adamlarla daha yakından mücadele etmeniz gereken Wolverine ve Nightcrawler bölümlerinin aksine sonuna kadar gayet eğlenceli bir karakter. Wolverine ve Nightcrawler’lı bölümlerin ise standart TPS’lerden pek farkı yok, silah yerine mutant güçleri kullanmanız dışında. Mutantlarınızdan bekleyeceğiniz kombine hareketler, kombolar maalesef mevcut değil, kontrollere kolayca alışabiliyorsunuz ama bunun sebebi kontrollerin kolay olması.
Aynı hareketlerle bütün düşmanları bertaraf etmek mümkün. Kontrollerin kolay olması demek oyun kolay demek değil, yanlış anlaşılmasın. Az buçuk zor bir oyunu basit kontrollerle oynamak ise zaman zaman yıllar önceki atari salonlarındaki ikişer düğmeyle girişilen mücadelelerdeki gibi hissettiriyor. Düşmanlarınızın da daima üstünüze üstünüze gelmesi, sanal zekânın pek de zeki olmaması da bir taraftan bu duyguyu perçinliyor hani. Boss’lar bile çevrelerinde mantıklı bir çizgi çizmeden koşturursanız aptallaşıyorlar.
Bu eksiler, grafiklerin güzelliği ve mutantlarımızın filmdekiler ile tıpatıp olması ile dengeleniyor. En son model grafik kartlarına ihtiyaç duyuracak kadar güçlü grafikler yoksa da detayların, arka planların ve efektlerin göz doldurucu olduğunu söylerken içimiz gayet rahat. Arka planlarda hep aynı grafikler kullanılmayabilirmiş gerçi. Özellikle Iceman’li tüm bölümler ve Cerebro makinesinin içinde geçen kısım gayet başarılı. Biz burada PC versiyonundan bahsediyoruz. PC, PS2, GameCube, Xbox ve Xbox 360 versiyonları arasında en tatmin edici grafik kalitesi Xbox’dan geliyormuş. 360 değil, eski ilk jenerasyon Xbox. İlginç değil mi?
TOG’u illa oynamak gerekmiyor. Filmin yarattığı coşku ve iki film arasındaki hikâyeyi anlatması ile müşteri bulmaya çalıştığı açık, yoksa çok daha kaliteli TPS’ler var. Activision’un “X-Men Legends” serisi ile daha iyi işler çıkardığını söyleyebiliriz.