Tarih : 2008-04-10 12:25:12 | Okunma : 161
Pac-Man, rengârenk hayaletlerin düşmanı, meyve dostu, dobişko, midesiz sarışın Pac-Man. Bugün “Unreal Tournament 3” beklerken hissedilen heyecan, Pac-Man oynarken de hissediliyorsa bir hikmeti olmalı değil mi?
Pacman, 1982’de Atari 2600 için çıkmıştı ama bizim tanışmamız Commodore 64 ve atari salonlarındaki arcade makineleri ile oldu. Commodore 64’e gelene kadar arada bir de Atari 5200 versiyonu vardı. Oyun, Toru Iwatani adlı bir Namco çalışanı tarafından (evet, tek başına, ama 18 ayda!) yazılmıştı. İlk adı “paku-man”di. “Paku paku”, başarılı olduğunuz zaman kafanızı sallayıp kocaman gülücük atarsınız ya, işte bu sıradaki ağız hareketine verilen Japonca isimdi. Japonca çok acayip bir dil gerçekten de. Iwatani, Pac-Man’in şeklini, ağız anlamına gelen kuchi sembolünden ve bir dilim eksik pizzadan esinlenerek yarattığını söylüyor.
Oyun 1979’da Japonya’da, daha geniş kitlelerin de hoşuna gitsin diye bir labirent eklenerek “Puck-Man” adıyla çıktı ama Japonya kafayı “Space Invaders”la bozmuş olduğundan pek ilgi görmedi. Bugün nostalji olsun diye oynanan Space Invaders, üçüncü dakikada baygınlık verirken Pac-Man delice eğlendirmekle kalmıyor, Nintendo’nun türlü şirin oyunlarına ilham da veriyor. Oynarken Pac-Man aklımıza gelen son oyun da PSP’nin Loco Roco’su. Oynanış bakımından ilgisi olmasa da onda da bir şeyler yemeye, bir şeylerden kaçmaya çalışan kocaman sarı bir yuvarlaksınız ve Loco Roco da çılgınca şirin.
Amerika’da Pacman
Puck-Man, 1980’de Amerikan arcade pazarına girmeden önce “Pac-Man” adını aldı. Malum f’li kelimeye biraz fazla benzemesi ve tüm Amerika’daki oyun makinesi sahipleri, geceleri sprey boya ile logoların üzerine yazılmış “f” harflerini silmek zorunda kalmasın diye. Amerikalıların tam da Space Invaders’ten sıkıldıkları zamana denk gelen oyun inanılmaz başarılı oldu, tüm dünyaya bu sayede yayıldı. Tişörtlerden oyuncaklara, çizgi filminden elde oynanan versiyonlarına, oyuncaklarından mısır gevreğine kadar türlü yan ürün haline geldi. Oyun piyasası, labirentli oyunlarla dolup taşmaya başlarken Atari ve Commodore versiyonları da çıkmıştı. Pac-Man’in son oyun konsolu hali 1984’de Nintendo’da çıktı ve 350,000 tane satıldı. 1991’de Game Boy versiyonu çıktı. Hayli sene sonra Xbox 360 tarafından 2006’da tekrar kucaklandı. Beşinci jenerasyon İPod’larda da var. Türkiye’de Atari kasetleri, “Dobişko” ismi ile satılmıştı, yaşı büyük olanlar kesin hatırlar.
Mükemmel oyun
Pac-Man’in 256 bölümü var. Aslında teoride sonsuz bölümü var ancak 256. bölümdeki teknik bir problem, labirentin yarısının görünmemesine ve bölümün bitirilememesine sebep oluyor. Bu da oyunun 256. bölümde bitmesi demek. Oyunun Amerika’da en popüler olduğu dönemde başkan olan Ronald Reagan, 1982’de Pac-Man fanatiklerinin “split screen” dedikleri bu bölümü geçen kişiyle televizyonda canlı yayına çıkma sözü vermişti. 1999’da bu bölümü geçip 6.131.940 puan alana 100.000 dolar ödül önerildi ancak henüz ödülü alabilen olmadı. Ancak teoride, labirent mantığını çözen birisinin bu bölümü de bitirebileceğine inanılıyor.
256 bölümün mükemmel skorla bitirilmesi de 1999’da gerçekleşti. Mükemmel skor, hiç can kaybetmeden, tüm power pellet’leri, hayaletleri ve meyveleri yiyerek alınıyor ve 3.333.360 puana denk geliyor. Bu skoru elde eden Billy Mitchell’in oyunu altı saat sürdü.
Pac-Man basit bir oyundur ama strateji işidir. Power pellet denen, hani yediğinizde hayaletleri avınız haline getiren taneleri ne zaman yiyeceğiniz çok önemlidir, taneleri yedikten sonra kalan noktaları hızla tüketip üst bölüme geçebilir ya da savunmasız hale gelen hayaletleri avlamaya girişebilirsiniz. Hayaletlerin hepsini yemek size 200 + 400 + 800 + 1600 = 3.000 puan kazandırır. Yani bir bölümde sadece bu yolla 12.000 puan kazanabilirsiniz ki meyveleri saymıyoruz. Ancak bu sırada canınızdan da olabilirsiniz. Oyun, 10.000, 30.000, 50.000 şeklinde 20.000 puanda bir can verir. Yani puan kazanmak da, bölüm geçmek kadar önemli. Ancak dört canınız varsa daha fazlasını cebe atamıyorsunuz.
Bölümler ilerledikçe oyun zorlaşmaya başlar. Hem hayaletleri yiyebildiğiniz süre kısalır, hem de hayaletler agresifleşir(!) Bu sonuncusuna inanmayın tabii ki. 1979’da geliştirilen bir oyunda, bölüm geçtikçe yapay zekânın artması gibi bir durum yok tabii ki. Ancak hayaletler, birlikte çalışıp sizi tuzağa düşürecek şekilde programlanmıştır, yani kaçarken önünüze de bakmayı unutmayın.